Şizofreni ve Psikotik Bozukluklar Nedir?
Şizofreni spektrumu ve diğer psikotik bozukluklar, kişinin gerçekliği değerlendirme yetisinin bozulduğu, düşünce, algı, duygu ve davranış alanlarında belirgin değişikliklerle seyreden ciddi ruhsal hastalıklardır. En bilinen tablo şizofrenidir; ancak spektrum içinde Şizofreniform bozukluk, Şizoaffektif bozukluk, Kısa psikotik bozukluk ve Sanrısal bozukluk gibi farklı tanılar da yer alır.
Psikoz, kişinin gerçekte olmayan şeyleri algılaması ya da gerçek dışı inançlara güçlü biçimde bağlanmasıyla karakterizedir. Bu durum kişinin iç dünyası ile dış gerçeklik arasındaki sınırın zayıflaması anlamına gelir.
Belirtiler Nelerdir?
Belirtiler genel olarak üç ana başlıkta ele alınır.
Pozitif belirtiler: Kişinin yaşantısına "eklenen" belirtilerdir. Bunlar arasında sanrılar (örneğin takip edildiğine ya da zarar göreceğine inanma), varsanılar (en sık işitsel halüsinasyonlar yani ses duyma), düşünce dağınıklığı ve anlamsız ya da kopuk konuşma yer alır.
Negatif belirtiler: Var olan bazı işlevlerin azalmasıyla ilgilidir. Duygusal küntlük, içe çekilme, konuşma miktarında azalma ve motivasyon kaybı sık görülür. Bu belirtiler genellikle sosyal ve mesleki işlevselliği daha fazla etkiler.
Bilişsel belirtiler: Dikkat, bellek ve planlama gibi yürütücü işlevlerde bozulmayı içerir. Kişi organize olmakta, karar vermekte ve günlük sorumluluklarını sürdürmekte zorlanabilir.
Tanı Nasıl Konur?
Tanı için belirtilerin en az altı ay sürmesi, bunun en az bir ayının aktif psikotik dönem olması ve kişinin işlevselliğinde belirgin bozulma görülmesi gerekir. Ayrıca belirtilerin madde kullanımına ya da başka bir tıbbi duruma bağlı olmaması önemlidir. Tanı sürecinde ayrıntılı klinik görüşme yapılır, aile öyküsü değerlendirilir ve gerekli durumlarda nörolojik muayene ile laboratuvar tetkiklerinden yararlanılır.
Kimlerde Görülür?
Şizofreni genellikle 18–30 yaş arasında başlar ve erkeklerde başlangıç yaşı biraz daha erken olabilir. Aile öyküsü önemli bir risk faktörüdür. Bunun yanı sıra şehir yaşamı, göç, travmatik yaşantılar ve yoğun stres gibi çevresel etkenler de riski artırabilir. Toplumda görülme sıklığı yaklaşık yüzde birdir.
Neden Ortaya Çıkar?
Şizofreni tek bir nedene bağlı değildir. Günümüzde biyopsikososyal model kabul görmektedir. Genetik yatkınlık, dopamin sistemi başta olmak üzere nörokimyasal dengesizlikler, beyin gelişimindeki farklılıklar, erken dönem travmalar ve yoğun stres birlikte rol oynayabilir.
Tedavi Nasıl Yapılır?
Şizofreni uzun süreli ve düzenli tedavi gerektiren bir hastalıktır. Tedavinin temelini antipsikotik ilaçlar oluşturur. Bu ilaçlar sanrıları ve halüsinasyonları azaltır, atak sıklığını düşürür ve hastalığın seyrini kontrol altına almaya yardımcı olur. İlaç tedavisine ek olarak psikososyal müdahaleler büyük önem taşır. Bilişsel Davranışçı Terapi, aile terapisi, sosyal beceri eğitimi ve iş-uğraş terapileri kişinin işlevselliğini artırmaya yardımcı olur.
Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Tedavi edilmediğinde ataklar sıklaşabilir, işlevsellik ciddi biçimde düşebilir ve sosyal izolasyon artabilir. Madde kullanım riski ve intihar riski yükselir. Erken müdahale hastalığın gidişatını belirgin biçimde iyileştirir.
İyileşme Mümkün mü?
Şizofreni çoğu zaman kronik seyirli bir hastalık olmakla birlikte, düzenli tedavi, aile desteği, erken tanı ve psikososyal rehabilitasyon ile birçok kişi bağımsız ve üretken bir yaşam sürdürebilir. Hastalığın tamamen ortadan kalkması her zaman mümkün olmasa da belirtilerin kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkündür.